18 Nisan 2010 Pazar

Atam Sen Rahat Uyu...

Cumhuriyet gezetesi yine yaptı yapacağını, bir kez daha bu kadar da olmaz dedirtiyor insana. Üç yeni yazar eklemiş yazar kadrosuna; ikisini tanımıyorum ama üçüncüsünü gayet iyi tanıyorum... Roman yazarımız, şairimiz, yönetmenimiz, ünlü Cihangir aydınımız Tuna Kiremitçi'miz Cumhuriyet'e yatay geçiş yapıyor. Yakında kültür sanat yönetmeni de yaparlar onu.
Çözülüşe" direnç uygulayan" Cumhuriyet, sadece politika konusunda "direniyor." İşte bu yüzden ilerlemiyor, geriliyor. "Issız Adam" kopyası filmi ile başarılı yönetmen ünvanı alan Tuna Kiremitçi işte bu yüzden günlerce reklamı yapılarak Cumhuriyet yazarı oluyor.
Şimdi Cumhuriyet okur-yazarlarının gururla söylediği ama söyleyenlerin sesinin giderek kısıklaştığı o meşhur marşı bir kez de hep beraber söyleyelim. "Atam sen rahat uyu, bekçisiyiz biz Cumhuriyet'in.."

Cumhuriyet Gazetesi yönetimine ve Tuna Kiremitçi'ye başarı dileklerimi bir kez daha iletiyorum. Kolay Gelsin...

11 Nisan 2010 Pazar

"Vavien"

 Kocasının kasabaya yeni açılacak huzurevinin elektrik işlerini alması için milletvekiline sorar kadın;
-Siz demediniz mi? Kendi adamımız dururken, niye dışarıdan adam gelsin?
Bu konuşma "Vavien" filminde geçiyor. Filmin genelini anlatmıyor bu konuşma, bu örnek sadece bir ayrıntı. Sadece beğendiğim için koyuyorum bu konuşmayı.
Filmi yeni izledim. Yeni izlemenin heyecanıyla şiddetle tavsiye ediyorum okura. Uzun uzun analiz etmeyip kısaca söyliyeyim; film kasabada yaşayan bir aileyi konu alıyor. Baba, anne ve oğul; karısını sevmeyip mutluluğu başka bir kadında arayan bir koca, en büyük korkusu kocasını kaybetmek olan bir kadın, ergenlik çağında bir erkek evlat. Bu ailenin gerçekçi hikayesi.
Küçük ayrıntılar çok hoşuma gitti filmde. Mesela; filmin en ciddi sahnesinde sigara yakılan çakmağın ışıklı olması çok garipti. O kişinin sınıfsal konumunu güzel ifade ediyor o yanıp sönen çakmak.

Yönetmen:  Taylan Biraderler
Oyuncular: Engin Günaydın
                    Binnur Kaya
                    Settar Tanrıöğen

Tavsiye Yazılar
Güzel bir eleştiri yazısı
Bu yazıda güzel

6 Nisan 2010 Salı

İşte Özgür Ve Gerçek Mutlu İnsan

Bütün haber siteleri bunu yazıyor; Apple'in yeni ürünü "ipad" çıktı. Apple Shop'ların Önlerinde geceden devasal kuyruklar oluştu. İşte mutlu sona eren bir insan. Gece sabaha kadar beklemiş ve hemen gidip ipad'ini almış. Onun gibi gerçek mutluğu tatmak isterseniz size kötü bir haberim var; ipad şuanlık sadece ABD'de piyasada. Yakında Türkiye'ye gelmesini heyecanla bekliyoruz. Hatta şimdiden Teknosa'nın önünde sıraya geçelim.
Gece sıra beklerken uykuya dalanlar da var, internette vakit geçirenlerde. Zaman geçmez yoksa...


 İşte sıranın en önünde durup ipad'ini hemen alan insan. Apple çalışanları Apple adına onu alkışlıyor. Basın kapıda bin dolar verip ipadini satın alan bu dünyanın en mutlu insanını foğraflamak için.

3 Nisan 2010 Cumartesi

Nefes Alamıyorum

Çok sinemaya gitmem çünkü param yok o kadar. Ama sinemada film izlemenin keyfini bilirim. Film festivallerinin vazgeçilmez mekanı, Cumhuriyet'le yaşıt, tarihi Emek Sineması artık yok. Yerine alışveriş merkezi yapılacak diyorlar. Alışveriş merkezinin içinde sinemada olacakmış. Daha lüks olur herhalde.
İnsanlar kapalı alanlara kaçıyor. Daha fazla duvar, daha fazla çimento, daha fazla beton, daha az gökyüzü.
Nefes alamıyorum artık.
İstanbul film festivali açılış konuşması sırasında kültür bakanı protesto edildi.
Göstericiler Emek Sineması'nın kapatılmasını protesto ettiler.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Bağlaç Ve Bağlaç

En çok bağlaçlara üzülüyorum dilimizde; cümleleri güzelleştirdiği kesin ama onlar olmasa da olabiliyor cümleler. Hemen hemen her cümlede varlar, özellikle uzun cümlelerin vazgeçilmezleri ama okur ve yazar onların farkında bile değil.
En üzüntü verici durum ise başlıklarda geçen bağlaçlar oluyor. Başlıktaki her kelime büyük harfle yazılıyor, sıra bağlaca gelince küçük harfle yazılıyor. Mesela "Genel Grev ve Halk Düşmanlığı Üzerine" gibi. Cümlenin asıl yükünü çeken emekçi bağlaç aşağılanarak küçük harfle başlatılıyor. O orada ama orada yokmuş gibi...